Nasıl Marka Olunur?

Markalaşmanın başarıya ulaşabilmesi için; maliyet, sürdürülebilirlik ve performans noktasında doğru yönetilmesi gereken bir süreçtir. Doğru tekniklerle, uygun bütçeyle sabırlı bir şekilde yürütülecek markalaşma çalışması başarıyı da getirir.

Müşterileri için markalaşma sürecini, Bin Yıl Sonra’da 3 temel adımda yürütmektedir. 1. Fikri Altyapının İnşası

İyi bir marka kendi içerisinde tutarlılığa sahip, büyük bir fikir etrafında inşa edilir. Bu fikrin markayı rakiplerinden ayıracak, müşteri zihninde yer edinmesini sağlayacak ve piyasaya sürülen ürün ya da hizmeti en iyi şekilde temsil edecek bir fikir olması gereklidir. Bu fikir bir reklam fikri değildir. Markaya ait tüm reklam fikirlerinin ona göre şekilleneceği bir master plandır. Markaya özeldir. Markanın DNA’sıdır. Bütün diğer pazarlama fikirleri bu fikrin ışığında üretilir. Bütün pazarlama çalışmaları bu fikrin rehberliğinde gerçekleştirilir. Bu fikir firmanın içinden dışına doğru inşa edilir. Firma hiyerarşisinin en altından en üstüne kadar herkes bu fikre hakim olmalıdır. Özellikle müşteriye dokunulan her noktada bu fikir çerçevesinde aynı dil konuşulmalıdır.

2. Tasarım Temellerinin Oluşturulması

İnsan beyni bilgiyi %65 oranında görsel yolla alır ve hatırlanması en kolay bilgi görsel hafızaya kayıtlı olandır. Marka fikri de ancak iyi bir tasarım ile görsel hale getirildiği taktirde potansiyel müşteri zihninde kalıcı ve etkili olur. Bu noktada “Logo” marka tasarımının çekirdeğidir. Diğer tüm kurumsal kimlik öğeleri oluşturulan bu çekirdek üzerinden büyür ve genişler. Kartvizit, antetli kağıt gibi temel kurumsal kimlik araçları bir tarafa, web sitesi gibi pazarlama mecralarının tasarımı bile Logo temel alınarak yapılmalıdır. Burada en önemli nokta markanın tüm görsel temsilcilerinin aynı dili konuşması ve aynı tasarım çizgisini taşımasıdır.

3. Marka iletişimi

Marka, tüketiciye dokunduğu her noktada aynı mesajı veren ve bu mesajın sürekliliği ile büyüyen bir yapıdır. Marka iletişiminin temelinde istikrar vardır. Özellikle dijital devrimin egemen olduğu bir dünyada tüm marka stratejileri dijitale uygun olarak düzenlenmeli, tüm marka operasyonları dijital gereklilikler göz önünde bulundurularak yürütülmelidir. Yeni dünyada marka müşteriye 24 saat dokunabilir. Artık müşteri marka mesajın ulaştırılması gereken bir hedef değil; marka mesajının birlikte oluşturulduğu bir partnerdir.

Güçlü Markaların Ortak Özellikleri
Güçlü markaların ortak özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz.

  1. Marka vaattir ve en güçlü markalar vaadine en sadık olanlardır. Pazarlama iletişiminde tüketiciyi markanıza çekmek için ortaya koyduğunuz vaatler ile ona sunduğunuz ürün ya da hizmetler paralellik göstermelidir. Aksi halde marka iletişimi adına yapılan her hamle markaya zarar verecektir. Tüketici en kaliteliyi vaat eden markadan en ucuz, en ucuzu vaat eden markadan en kaliteli hizmeti beklemez. Vaadiniz vereceğiniz hizmet bu vaat ile uyumlu olmalıdır.
  2. İyi bir hikayeye sahip olmak tüm güçlü markaların ortak özelliğidir. Hikayeler tüketicinin duygularına seslenir. Araştırmalar gösteriyor ki satın alma kararı verirken duygular mantıktan çok daha güçlü bir etkendir.
  3. Güçlü markalar tüketici ile tutarlı bir iletişim içerisindedirler. Kurumsal kimliklerinden sosyal medyalarına, web sitelerinden, televizyon reklamlarına kadar müşterilerine dokundukları her noktada aynı fikri ve görsel temelde iletişim kurarlar. Tüm mecralarda tutarlılık ve süreklilik prensipleri üzerinde hareket ederler.
  4. Güçlü markalar içten dışa doğru inşa edilirler. Tüm firma hiyerarşik yapının en üstünden en altına kadar marka değerlerine sıkı sıkıya bağlıdır ve bu değerler uğruna el birliği ile mücadele verirler.

Markalaşmada Hikaye Anlatıcılığı

İyi markaların hikayeleri en iyilerin efsaneleri vardır. Marka hikayeleri ürün ve hizmetler üzerine giydirilmiş ışıltılı elbiseler gibidir. Eski ya da yeni fark etmez her markanın kendi içerisinde tutarlı, rakiplerinden farklılıklarını dile getiren ve hedef kitlesinin duygularına seslenen bir hikayesi olması gereklidir.

Hikayelerin marka iletişimindeki önemini anlayabilmek için, hikayenin insan zihnine etkisini anlamlı bir şekilde ortaya koymak gerekir. Hikaye dinlerken zihin, var olan dünyanın gerçekliğinden kendisini soyutlar ve tüm olanakların mümkün oldu bir dünyada hareket etmeye başlar. Hikayeyi yazan bu dünyanın hakimidir. Orada hikayeyi yazan kişinin kuralları geçerlidir.

Somut örnek üzerinden gitmek gerekirse Louis Vuitton 150 yılı aşkın bir geçmişi ile lüks çanta kategorisinin önde gelen firmalarındandır. Bazı çantalarının bedeli 40 Bin doları bulmaktadır. Bu fiyat, bir çantaya verilebilecek çok yüksek bir meblağdır. Kurucusu Fransız Sarayının çantacısı olan Louis Vuitton müşterilerine bir çantadan ziyade; saray çantacısının ürettiği bir ürüne sahip olmanın verdiği hissi ve sadece çantayı satın alabilen ufak bir azınlığın parçası olmanın getirdiği prestiji satmaktadır. Bu noktada rakip olarak daha kaliteli ya da daha güzel bir çanta üretmenizin bir anlamı yoktur. Çünkü sadece bir tane Fransız Sarayı çantacısı vardır.

Kendi marka efsanenizi oluşturmak için Bin Yıl Sonra’ya bekliyoruz.

Önerilen İçerikler